Amirs of Caucasian Mujahideen
Cevher'de: Pzr., 26.11.1429 Hjr / 23.11.2008, 17:40 РусскийEnglishtürkçeУкраїнськийعربي

Anasayfa

aynalar

add. format
Google
Kavkaz-Center
WWW
Logomuz

RSS feeds
 
KafkasyaAnalitik-Kürsü Aynı konudaki makaleleri

Kafkas hattı

Yayınlama zamanı: 3 Mart 2007, 21:43

Ümitsizliğin öbür tarafında insanın hayatı başlıyor.
J.P. Sartr

Giriş yerine

 

Kafkas... Halkların kesişmesi, kaderlerin kesişmesi. Bir çok eşsiz kültürlerin beşiği, dahi yazarların, cesur savaşçıların, büyük düşünürlerin vatanı. Tüm özgür ruhlu insanların vatanı. Sıkıntıların ve kurtuluşların yeri. Olimpusun tanrılarca, gök ateşini çaldığı için cezalandırılan titan Prometey Kafkas dağların sarplarına zincirlerle bağlanmış. Burada, o, olimpus Zeus'un oğlu Herakl tarafından kurtarılmıştı. Araştırmacılar, parlak aslar-tanrılarının evi, yüksek aklın ve tanrı sevgisinin yoğunlaştığı, ölümsüzlerin meskeni olan destanlarda meşhur  Asgard'ı özellikle Kafkasya'nın dağlarında aramışlardı. Argonavtlar deniz üzerinde altın derisi için Kafkasya dağlarına doğru gidiyorlardı. Burada, eski destanlardaki ejderhalar ve devler ve onlarla savaşan kahramanlar yaşıyordu. Asırlar geçiyordu. Putperestliğin bulutları dağılıyordu ve putperest masalların hayalleri de sönüyordu. Ve farklı bir devir geliyordu. Masal kahramanların değil, gerçek kahramanların devri, gerçek inancın savaşçıların, Yaratıcının hizmetkarların devri. Olimpus putperestliğin tanrıları değil, iblisin yeryüzündeki hizmetkarları, cisim ve kandan oluşan insanlar, Kafkasya'yı, onun vücudunu parçalayarak ve tahrip ederek  zincirlere bağladılar.

 

Ve  masal kahramanları değil, cellatların ve zorbacıların orduları ile ölümcül çarpışmaya gerçek kahramanlar girdiler. 18 asrın ikinci yarısından itibaren Rusya'nın Kafkasya bölgesindeki sömürgeci işgalinin süreci başladı. Süreç ki, sonu bugün de gözükmüyor. O devirden beri bugüne kadar Kafkas bir cephe hattı oldu, Özgürlük ve kölelik arasındaki, Yaratıcı ve iblis arasındaki, iyilik ve kötülük arasındaki hattı. Henüz 18 asrın ikinci yarısında Rusya ordusunun askeri haberlerinde "Kafkas hattı" terimi ortaya çıkmaya başladı. Hattı ki, insanların ve halkların kaderleri üzerinde geçen hat.

1. Abluka

Çarlık  toprakların herhangi gaspını, herhangi zorbalığı, herhangi baskıyı aydınlatma, liberalizm, halkların kurtarılma bahanesi altında yapıyor.
Fridrih Engels 

 

Başta, Ruslarca Kafkasya'nın zapt edilmesi güney yönündeki temel bir hedef olarak görülmüyordu. 18 asrın 70-80'li yıllarında Katerina II'nin hükümetinin temel hedefi Kırım ve tavrik bozkırları, yani elverişli sahilli donmayan denize inmek ve imparatorluğun güney kanattaki mevzilerin sağlamlaştırılması idi. Rus orduların Kafkasya'daki askeri operasyonlarını başlangıçta, baş darbenin yapılacağı yönünden Türklerin dikkatini çekmeye bir araç, yardımcı kanat operasyonu olarak görülüyordu. 

 

Fakat henüz 18 asrın 80'li yılların ikinci yarısında Rusların Kafkasya'ya karşı ilgisi baya artmaya ve kendine özgü hassas-sömürgeci bir karakter almaya başladı. Rusya ve Türkiye arasında devam eden rakip mücadelesi dinmiyordu. Rus-Türk savaşlarının ve anlaşmazlıklarının kesintisiz devam ediyordu. Rus imparatorluğu, Kara denizin kuzey sahillerinde iyice yerleşip, ordularıyla stratejik cephesinin doğu kanadına doğru yöneldi (bu da Katerina II'inci için aynı zamanda batı kanattaki ve hatta uzak bir politik hedefi ile, torunlarından biri olan Konstantin'i meydana gelecek Rusya yanlısı ortodoks Yunanistan'ın ve ilerde Türklerin ellerinden almaya planlanılan  Konstantinopol'de tahtı olmak üzere kralı yapmak isteği ile), Balkan  yönüne yapılacak taarruzun planlamasına bir engel olmadı.

 

İki cephesinde aynı zamandaki taarruz gerçekleşemedi. Kafkasya'ya istila eden Rus orduları, sadece ve fazla bir Türk ordusunun (bu yöndeki Rus ordularının ilerleyişini ciddi bir şekilde doğal olarak durduramazdı) direnişi  ile değil, ilk önce Kafkasya'nın özgürlüğü seven halkların direnişi ile karşılaştılar. Çarlık hükümetinin olayların bu şekilde cereyan edeceğine hiç hazır değildi denmez de. İstihbarat bilgilerin toplanmasına ve istila için elverişli durumunun hazırlanmasına, Kafkasya'ya Rus saldırısının başlamadan çok öncelerden başlamıştı. Ta 1783 yılında Potemkin mektubunda Kafkas hattındaki komutanına de Balmen'e şunlara işaret ediyordu: "Ekselansları, zamanı geçirmeden dağ halkları ile karşılıklı ilişkileri başlatmalısınız ve onların aralarında anlaşmazlıkları oluşturmalısınız".

Çarlık hükümeti istilasının alt yapısını önceden hazırlıyordu, Kafkas halklarını kasten birbirleri ile çarpıştırarak, herhangi bahaneye kullanmaya çabalayarak onları etnik ve dini farklılıklarla ayırt etmeye çalışıyordu. Daha 1768 yılının ekim ayında Yabancı heyetinin talebinde(o zamanlarda başka görevler yanında, Rus yurt dışı ajanların özel operasyonlarını yürütüyordu) Katerine II'inci şu bilgileri istedi:

 

"...Kırgız-kaysakilerin Kalmıkları incittiğine dair vakıalar olmuş mu.." 18 asrın 80'li yıllarda Katerina II'inci ve adamı Potemkin ve sarayının diğer memurları bir çok defa Kafkas ve ön Hazar denizin halkları ile ilgili geniş ve değişik bilgileri talep ederek özel dairelere isteklerini gönderirlerdi.

18 asrın sonunda, Rus-Türk ve Rus-Fars savaş anlaşmazlıklarını ve Gürcistan'daki uzun politik krizi bahane olarak kullanarak(bu Ruslara, istilasını haklı çıkarmak için "Kafkasya'nın ortodoks Hıristiyan halkların koruması" tezini kullanmaya imkan verdi ve Ruslar Kafkasya'nın toptan istilasına başlıyorlar.  Kara ve hazar denizlerinin sahil yönlerine doğru aktif bir taarruz yapılıyor. Derbent(Hazar) ve Türk kaleleri olan Anapa ve Sundjuk-Kaleye(Kara deniz) yönelik saldırılar düzenleniyor. Kafkasya kanatlarından çevriliyor, Türk ve Fars orduların ikmal yolları kesiliyor.

 

Fakat Ruslar zafer adımından hemen kayıyorlar ve Kafkasya halkları tarafından ilk ciddi darbeleri alıyor(hükümet, direnişlerinin potansiyelinin farkına varamamıştı). Rus memurların soykırım politikaların sebebi yüzünden 1803 yılında Kabartay'da isyan çıkıyor. Çarlık hükümeti Kabarta'ya general-subay Glazenal komutanlığındaki cezalandırma harekatını gönderiyor. 10 mayısta Baksan ırmağındaki muharebede ve 1804 yılında 14 mayısta Çegem ırmağındaki muharebede Kabrtay isyancıları yeniliyor. Rus orduları, zayıf silahlı isyancıları toplarla yakından mahvediyorlar. Irmakların akışları cesetlerle dolmuş, su kan ile karışmış...

 

Fakat buna rağmen, ümitsiz bir cesaretle isyan sürüyordu. 1805 yılında yorulmak bilmez cezalandırıcı Glazenal Kabarta'ya yeni bir harekat yapıyor. Ruslar bu harekat sırasında 8'dan fazla yerleşim birimini yok ediyor. Fakat isyan sürüyordu.

 

1808'inci yılda Kabartay'ın tüm toprağı çarlık ordularca abluka altına alınmıştı. Cezalandırıcıların acımasızlığı o kadar büyük çaplara varmış ki, Rusya'nın yüksek askeri generaller tarafından bile tenkit edilmişti. Fakat isyan sürüyordu. Aynı zamanda Dağıstan'da durum gerginleşti. Rusların, Çeçenistan üzerinden Kafkaslardan geçme çabaları da başarısızlığa uğradı. Dağcı halkların direnişi çarlığın cezalandırıcılarda yeni bir nefret krizini uyandırdı.

 

Gürcistan'da baş yöneticisi olan Rus generali P.D. Sisianov dağcılara şu "barışçıl" beyannamesini gönderdi: "...kanım suyun tencerede kaynadığı gibi kaynıyor, azalarım kızgınlıktan titriyor.

 

Topraklarınıza ordular ile generali göndermeyeceğim, kendim geleceğim, bölgenizin toprağını kanınızla dolduracağım ve o da kırmızı olacak, fakat siz tavşanlar gibi vadilere geçeceksiniz ve orada da sizi bulacağım ve kılıçtan değil ise, soğuktan ölecekseniz..." "...ordular ile işgal etmediğim her şeyi yakacağım ve asırlar boyunca toprağınızda yerleşeceğim..." "...gelmelerimi bekleyeceksiniz ve o zaman evlerinizi değil, sizi yakacağım, çocuklarınızın ve hanımlarınızın iç organlarını çıkartacağım.." 

Fakat rus cezalandırıcıların ne tehditleri ne ne terörü hedeflerine ulaştıramadı. Kafkas halkların milli direnişi genişliyor ve büyüyordu. Çarlık cellatları tespit edilmiş görevi ile besbelliydi ki başına çıkamıyorlardı. Çarlık hükümetine eşsiz bir cellat gerekli oldu, fantezili ve geniş ufuklu bir cellat. 1816 yılında böyle bir cellat bulunmuştu. 1816 yılında Kafkasya'da Başkomutan görevine general Ermolov tayin edilmişti. O zamanlarda Kafkas artık tamamen abluka altına alınmıştı ve tarihte daha görülmemiş bir "temizliğe" hazır hale getirilmişti.

 

2. Terör

 

Köyler yanıyor, savunması yok,
vatanın oğulları düşman tarafından kırılmışlar...
Galipçi, süngerlerle sakin bir meskene vahşi bir hayvan gibi dalıyor,
O ihtiyar ve çocukları,
masum kızlarını ve genç annelerini öldürüyor...

M.Y. Lermontov

General A.P. Ermolov'un Kafkasya'daki faaliyeti- tarihte, kanla yazılan ayrı bir sayfayı teşkil ediyor. Herhalde, insanlığın tarihinde ilk kez bu kadar sert, gaddarca ve planlı bir şekilde toptan, halklara karşı soykırım politikası uygulandı ve onların yaşadığı mekanların tabiat sistemlerine karşı da ekolojik bir soykırım uygulandı. Ermolov, halifelerinden farklı olarak, Kafkas halklarının sadece en aktif kesimlerini yok etmekle kalmadı, bir de "yakılmış toprak" adlı planlı bir stratejisini uyguladı. Sadece insanları değil, Kafkasya'nın tamı tamına ekolojik sistemlerini de yok ediyordu. Ermolov yaptığı kötülükleri ile Hitler, Gimmler, Geydrih, Tuhaçevskiy, Troski, Stalin ve Pol Pot ile bir sırada zikredilebilir ve Salazar, Franko ve Pinıçet'i de çok daha fazla geçmektedir. bununla birlikte, onun teknolojilerini ve metotlarını benimseyen, 20'inci yüzyılın diktatör ve cellatları için bir ön halifesi ve ön habercisi olarak da nitelendirilebilir.

 

"Kafkas- yarım milyonluk askeri gücü ile büyük bir kaledir. Taarruz çok pahalıya mal olacak, onun için ablukayı uygulayalım"- bir zaman Ermolov'un söylediği sözler. Kafkasya'nın tüm yaşayanlarını, istilasına karşı direndiği için önceden ölüme mahkum ederek, Ermolov, savaş harekatlarını değil daha çok toplama kampındaki cezalandırma eylemini andıran ablukayı en gaddar bir şekilde uyguladı. Ermolov baş saldırısını, onun komutanı olarak tayin edildiği zamanına denk gelen Rus istilasına karşı olan direnişinin merkezi haline gelen Çeçenistan'a  yaptı. ilk önce Ruslar Çeçenistan'da yenilgiye uğruyorlar-Çeçenistan'ın dağları geçilmez ormanlarla kaplı, büyük ordularını konuşlandırmasına imkan yok, geniş bir şekilde top birlikleri kullanmaya da imkan yok, teke tek muharebelerde ise Çeçenler çoğu zamanlarda yeniyorlar. Yerli halk Rus istilacılara çok düşmanca bakıyor, her köy-zapt edilemez bir kale, direnişinin yardımcı noktası.

 

Milli sosyetenin parayla satın alma teşebbüsleri başarısız sonuçlandı. Çeçenlerin askeri demokrasisi başarılı bir şekilde Rus memurların yolsuzluklarına karşı direnmektedir. Ermolov Çeçenistan'a  karşı toptan bir savaşı başlatıyor. onun emri ile askerler Çeçenistan'ın ormanlarını kesip, yakıyorlar. Doğal tabiat alanını yok ederek, dağların eteklerini ve vadilerini çöle dönüştürüyordu. 1818 yılında, Sunja ırmağının aşağısında, yok edilmiş birkaç köylerin yerine, Ermolov Grozni kalesini kuruyor- Çeçenistan'daki Rus istilasının yardımcı noktası. Ermolov'un emri ile Ruslar geniş bir şekilde, Çeçen köylerin sayılı ihtiyarlarını rehine alma pratiğini başlatıyorlar. Çeçenistan'ın tamı tamına bölgeler abluka altına alınıyor, Kabartay ve Dağıstan'a cezalandırma harekatlar yapılıyor.

 

Sonuçsuz! Ermolov'un soykırımı dağcıların direnişini sadece daha da şiddetlendiriyor. Abluka altına alınmış Çeçen köyler bile teslim olmuyor, istilacılara karşı çıkışları bir birini takip ediyor. Avaristan'da isyan başlıyor, Kabartay da yine isyana kalkıyor. Ermolov toptan bir terör ile cevap veriyor. 1822 yılında Ermolov Kabarta'ya o kadar vahşi bir harekat yapıyor ki, 12 yıl sonra bile(1834) tüm Kabarta'da hayatta 34 bin kadar insan kalmıştı. Çeçen isyancı köyleri, nüfusları ile birlikte ihtiyarlar ve bebeler de dahil tamamen yok ediliyordu. Bir Rus subayı kendi hatırlarında bunu şöyle yazıyordu: "ümitsiz bir çarpışma başladı; çarpışmaya kadınlar da iştirak ediyorlardı; onlar cadılar gibi ellerinde silahla askerlerimize saldırıyorlardı; çocuklar bize taşlar atıyorlardı; teslim olmamak için kucaklarında bebelerle ile kadınlar kayalardan aşağı atlıyorlardı ve taşlar üzerinde param parça oluyorlardı".

 

Çeçenlerin cesareti örneksiz idi. Ağır yaralı dağcılar ellerinde tek hançer ile cezalandırıcıların süngerlerine atlıyorlardı, küçük çocuklar öz köylerine taarruz yapan askerlerine taşlar atıyorlardı, kadınlar rezilliğe ölümü tercih ederek yakılan evler içinde yanıyorlardı. Ermolov'un ve adamların hayvani gaddarlığı, Aleksandr I'incinin bile memnuniyetsizliğe (genelde kendi sözde savaşçıların işgal edilmiş bölgelerindeki davranışlarına çok yumuşak davranan) yol açmıştı, şahsen de Ermolov'un subaylarının ödül listesini kabul etmemişti şu gerekçe ile: "sizin tarafınızdan kutsal Georgi ödülü ödüllendirilmesinin istediğiniz ekselans Bekoviç-Çerkasski....ödüle hakkını kayıp ediyor ki, mantıklı bir şekilde başlatılanı, çoğu kadın ve çocuklardan oluşan bir de direniş içinde yer almayan 300 ailesinin toptan bir katliamı ile sonuçlandırdı..."(söz edilebilir ki, eks. Bekoviç-Çerkasski'nin sonraki karyer yükselmesine bu imparatorun hafif azarlaması hiçbir şekilde bir engel olmamıştı).

 

Ermolov terörün bir dahaki başlangıcı 1826 yılına denk geldi, Argun ırmağında, birleşmiş Çeçen ve Lezgin orduların ve onlardan sayıca fazla olan Rus ordusunun arasında bir muharebenin yaşandığı zaman. Argun kıyımından sonra Ermolov Çeçenistan'dan tekrar kılıç ve ateşle geçiyor; köylerin yok edilmesi önceden görülmemiş bir boyut alıyor. Fakat Ermolov'un Kafkasya'daki politikası da büyük bir hezimete uğruyor. 1820yılının ikinci yarısı-1830'ların başlangıcı- Rusların Kafkasya'daki bütün politikasını tehdit altına alan Çeçenistan'daki yeni bir isyanın zamanıdır. Kafkasya'da, dağcıların direniş birliklerini müridizm bayrağı altında birleştiren yeni liderler çıkıyor. Çeçen milli direnişinin başına ağırbaşlı politik ve cesur savaşçı, büyük Şamil geçiyor.

 

Kafkasya'nın kurtuluş tarihinde yeni bir sayfa açılıyor. Ruslar Kafkasya'daki politikasını değiştirmeye zorunda kaldılar ve çok fazla meşhurlaşan cellatlarını değiştirmeye başladılar. 1827 yılında Nikolay I'inci Ermolov'u görevi kötüye kullanmakla ve politik sadakatsizliği ile suçluyor ve rezil bir şekilde cezalandırıcıyı görevden alıyor. Kafkasya'daki savaş sürüyor...

 

Sonuç yerine

 

Ümitleri bilmeyen asırdan,
korkuyu bilmeyen asır doğuyor.

Müsse

Çeçenlerin özgürlük için direnişi bugün de sürmektedir. Sömürgeci bağımlılığın eski zincirleri, yavaş, fakat devamlı bir şekilde Kafkasya'dan kalkmaktadırlar. Cellatların torunları yine köyleri yok ediyorlar, ateşler sırasında "hümanizmden" ve kendi "aydınlatıcı misyondan" bahis ederek. Onlar Kafkasya'yı artık 3  asırdır bir mezar durumuna kadar "sakinleştirmeye" çabalıyorlar.

Fakat, yeniden ve yeniden öz toprağını korumak için hayatlarını feda eden kahramanların torunları da mevcuttur. Ebedi ve yenilmez olan Yaratıcı ve özgürlük de var. Özgürlük, uğruna ölmeye hazır olmaktan başlıyor.

Aleksandr Uvarov

Kavkaz-Center

Aynı konudakiler:

İslam dünyasında kimler niçin direniyor?
Emir Seyfullah: ''Tağut'un reddi, Kafkas mücahitlerinin esas zaferidir!''
İran'ın Amerika'ya Karşı Gizli Planı
Kafirlerin tek bir Programı var…
Hasan El Benna: Cihad Üzerine
Kafkas hattı
Sahih Bır İtikad Ancak Gerçek Kurtuluşa Eritişirir
Cihad ve Davet
Cihad'a Teşvik
Çeçenistan’da Bitmeyen Cihad
Kafkasya'da İsrail Faaliyetleri
Lübnan’da Fitne Oyunları
Kabardey Malkar Cumhuriyeti Halkı Rusya’ya Karşı Bayrak Açtı
İsrail Haritadan Silinmelidir!
Rusya'nın Türkiye'deki istihbarat faaliyetleri